Social Icons

Pages

11 Şubat 2012 Cumartesi

Çocuklarda Vitamin-Mineral Kullanımı

Çocuklarda Vitamin-Mineral Kullanımı
cocuklarda vitamin mineral eksikligi
Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Latince hayat anlamına gelen “vita” sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler, vücutta metabolik olayların normal bir şekilde meydana gelmesi ve sağlıklı durumun sürdürülmesi için gerekli olan ve besinler içinde ufak miktarlarda alınan maddelerdir. Vitaminler iki grupta toplanır.Suda gözünen vitaminler: C ve B grubu vitaminleri (B1, B6 gibi) Yağda çözünen vitaminler: A, D, E, K vitaminleri
Özellikle sonbaharda ve kışın enfeksiyonlardan korunmada , vücut direncini arttırmada vitaminden zengin besinler tüketilmesi gereklidir.Yiyeceklerde saklama, yıkama, pişirme sürecinde de vitamin değerlerinde önemli bir kısmı kaybolmaktadır. Eğer yeterli miktarda vitaminleri doğal yoldan alamıyorsak supleman olarak kullanmalıyız. Özellikle kış aylarında yeteri miktarda güneş ışınlarından yararlanamadığımızdan çocuk ve yaşlıların D vitamini gereksinimi de artmaktadır.Çocuklar bulundukları ortamlarda virüs ve bakterilerin saldırısına maruz kalır. Okulda veya dışarıda hatta evlerinde tükettikleri besinler bu mikropların doğal yaşam ortamları olabilir. Çocukların bağışıklık sistemi iyi çalıştığında mikroplara karşı daha dirençli olup, hastalıklara yakalanma riskleri de azaltmaktadır. Yetersiz ve dengesiz beslenme, mevsim değişiklikleri, kronik hastalıklar bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına yol açmaktadır. Örneğin aşırı hijyenik ortamlarda bulunma bağışıklık sisteminin gelişimini engeller ve allerji potansiyelini arttırır.
Çocuklarda 1-3 yaş arasında bağışıklık sistemlerinin düşmesi daha sık rastlanır ve eğer bu durumun farkına varılırsa bir takım destekler ile daha rahat geçirilebilir.Bağışıklık sistemini dengede tutmak önemlidir. Bağışıklık sistemini dengede tutmak için ilk önce C ve E vitamini betakarotenin vücut tarafından alınması çok önemlidir. Bunun dışında taze meyve ve sebze yemeyi ihmal etmemek gerekir. Beslenme düzensizliği günümüzde başka hastalıkları da tetikleyen en önemli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle geri kalmış ülkelerde görülen protein-kalori yetersizlikleri ve vitamin eksiklikleri (özellikle A, C ve E vitaminleri) görülmekte, 1-5 yaş arası çocuk ölümlerinin birincil nedeni olmaktadır.
B1 sebzelerde, tahıllarda, baklagillerde, meyvelerde bulunur. Büyüme döneminde sinir sisteminin gelişimi ve hızlı metabolizma için B1 vitaminine ihtiyaç vardır. Eksikliğinde kusma, iştahsızlık, huzursuzluk, nefes almada zorluk, kalp çarpıntısı, morarma, kalp yetmezliği, merkezi sinir sistemi bozuklukları, kalp yetmezliği, ses kaybı, beriberi hastalığı görülebilir.
B2 sakatatta, süt ve peynirde ve bazı yeşil sebzelerde bulunur. Eksikliği görme bozukluklarına, dudak kenarlarında çatlaklada, der ve mukoza hastalıklarına yol açar.
B6 eksikliğinde dilde şişme, göz, ağız ve burun çevresinde yağlanma görülür. Tahıllar, yumurta, et ve ciğer yoğun olarak B6 içerir.
B12 eksikliği sinir hücrelerini kaplayan beyaz bir madde olan miyelinin kaybına neden olarak sinir sistemini zedeleyen ve anemiye yol açar. Et, balık, deniz ürünleri ve yumurtada bulunan bu vitamini süt ve süt ürünleri de az miktarda içerir.
C vitamini turunçgiller, brokoli, domates, bibire, karnıbahar ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerde bolca bulunur, dokular için kolejen üretimini sağlar.
A vitamini en çok balık ciğerinde, yumurtada, tereyağında ve sarı renkli meyvalarda bulunur. Kilo alamama, boyun uzamaması, gözün parlaklığını yitirerek aşırı kuruması, gözyaşının yetersiz salgılanması, kuru ve pullanmış deri, halk arasında tavuk karası diye adlandırılan gece körlüğü görülür.
D vitamini hem beslenme hem de güneş ışığı yoluyla alınır. Balık ciğerinde, az olarak peynir, süt, tereyağı ve yumurta sarısında bulunur. Eksikliği çocuklarda raşitizme neden olur. Kemiklerde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk, baş terlemesi, kaşıntı, uyku bozuklukları, ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü ,kafatasında yumuşama, büyümüş bıngıldak, kafatası büyüklüğü , dişlerin geç çıkması, diş çürümeleri, diş minesi bozuklukları görülmektedir.
E vitamini antioksidan etkiye sahiptir ve metabolik hızın arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleri temizleyici etkisi vardır. Eksikliğinde anemi, ödemler görülebilir.
K vitamini kanda pıhtılaşma için gerekli olan yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Nomalde barsaklardaki bakteriler tarafından yapılır. Pıhtılaşma faktörlerinin sentezi için gereklidir. Eksikliğinde dişeti kanamaları görülebilir.
Çocuklar için önerilen günlük vitamin alım miktarları (RDA)

AEKCDB1B2B6B12

(mcg RE)(mg) (mcg)(mg) (mcg)(mg)(mg)(mg) (mcg)
1-3 YAŞ4006154050,50,50,50,9
4-8 YAŞ5007204550,60,60,61,2
Dyt. Özlem Sert Aydın http://www.ozlemsert.com

Bayramda kırmızı ete ağırlık vermeyin

Bayramda kırmızı ete ağırlık vermeyin
kurban bayraminda kirmizi et
Kurban Bayramı sofralarında kırmızı etin yanı sıra sebze yemekleri, salata ve meyvenin de tüketilmesi öneriliyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Özlem Sert, bayramda nasıl beslenilmesi gerektiğini ve kırmızı et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor;:

Bayramda kronik rahatsızlığı olanların nelere dikkat etmesi gerekiyor?
 "Bayramlarda psikolojik olarak daha fazla yemek yenmesi hissi vardır, ağır ve aşırı yemek yenmesi halinde sindirim zorlukları, gaz sıkıntısı, hazımsızlık, mide bulantısı ve ani tansiyon yükselmesi gibi rahatsızlıklar görülebiliyor.
  Kalp, şeker, tansiyon hastalarının normal beslenme düzeninin dışına çıkmamaları gerekir."
  
Kırmızı et tüketimi nasıl olmalı, nelere dikkat edilmeli?
  "Kurban Bayramı'nda kırmızı et tüketimi artar ve her türlü yemek içinde kullanılır. 
Kesilen et dinlendirilmeden tüketildiği için sindirimi de zor olur. Fazla tüketildiğinde ise midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olabilir. 
Etin kesildikten sonra bir-iki gün buzdolabında dinlendirilmesi pişme süresini azaltır ve sindirimi kolaylaştırır. Kolesterolü yüksek olanlar, kalp ve böbrek hastalarının fazla kırmızı et tüketmemeleri gerekir. Kırmızı etteki doymuş yağ oranının fazla olması kalp damar sağlığını tehdit edici olabilir. Tüketilecekse de ızgara, buğulama veya haşlama olarak ve yanında sebze yemeği ve salata ile tüketilmelidir."
              
Etin kesimi ve pişirme yöntemleri nasıl olmalı?
 "Hayvanın kesim yerinin temiz olması çok önemli, hem ortamdaki hem de ciğer, bağırsak, böbrek gibi sakatatlardaki parazitler insan sağlığı için tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle çok iyi temizlenmeleri gerekir. Pişirme derecesi de çok önemli çünkü iç kısmı çiğ kaldığında etteki mikroorganizmaların kişiye geçmesi mümkün. Izgaradan ziyade haşlama olarak tüketilmesini öneririm."
              
Bayramların vazgeçilmezi olan tatlıları nasıl tüketelim?
 "Özellikle bayram sonrasında hastanelere başvuran kişilerde gözlemlenen, şeker seviyesinin yükselmesidir. Tatlıların kalori düzeyi yüksek olduğu için kilo alımına neden olabileceği de gözönünde bulundurulmalı. 
Şekerli, yağlı hamurlu tatlıların ve çikolatanın fazla tüketilmesi hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile diyabete zemin hazırlamakta ve diş sağlığını olumsuz etkilemektedir. Ziyaretlerde ikram edilen her tatlıyı kabul etmeyerek, aralarında en hafif olan sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek sağlıklı bir seçim olacaktır."
  
Bayram sofrasında neler bulunmalı?
 "Bütün ailenin birlikte olduğu ender zamanlardan biri olduğu için türlü türlü yemekler yapılır. Kurban Bayramı'nda sofrada illaki kırmızı et olacaktır ama önemli olan nasıl yapıldığı. Kavurma veya kızartma yöntemiyle pişirilen etin hem sindirimi zor hem de vitamin, mineral kaybı olacağı için mümkün olduğu kadar tüketilmemesi gerekir.
Izgara veya haşlama etin yanında bol yeşil ve limon soslu, az yağlı salata veya sadece etli sebze yemeği doğru seçenek olacaktır. Sebze ve salatada bulunan lifler, kırmızı etteki doymuş yağın vücuttan dışarı atılmasını sağlayacak ve vücuda yapacağı toksik etkileri azaltacaktır. 
Çorba mide hacim kapasitesini artıracağı için yemeğe çorba ile başlanmalı. 
Pilav, makarna, börek mümkün olduğunca az tüketilmeli. Yoğurt sindirimi kolaylaştırdığı için yemeğin yanında ayran, cacık olarak tüketilmeli. Tatlı olarak da sütlü tatlılar tercih edilmelidir."

Bayram öncesi ve sonrası nelere dikkat edilmeli?
 "Kahvaltı günün en önemli öğünüdür, kesinlikle atlanmamalı ama aşırıya da kaçılmamalı. Kahvaltıda C vitamininden zengin olan domates, sivribiber, maydanoz tüketilmeli. Sıvı alımına dikkat edilmeli ve günde ortalama iki litre su içilmeli. Öğünler atlanmamalı, az az ve sık sık beslenmeli.Posadan zengin sebze ve meyvelere ağırlık verilmeli, günde sekiz porsiyon sebze, üç porsiyon da meyve tüketilmeli. Yemeklerin pişirilme yöntemlerine dikkat edilmeli, etin fırınlanmış, ızgara veya haşlama, sebze yemeklerinin ise az ve sıvı yağlı olarak tüketilmesine dikkat edilmeli. Yiyecekler birbirine fazla karıştırılmamalı.Bayramın ardından midenin dinlenmesi için bir öğün sadece çorba ve salata, diğer ana öğünde ise etli sebze yemeği yenmeli.Çay, kahve, kola gibi kafeinli içecekler fazla tüketilmemeli. Bitki çaylarından özellikle rezene çayından destek alınmalı.Tokluk hissinin 20 dakikada hissedilmesinden dolayı yemekler yavaş yavaş yenmeli."

Dyt. Özlem Sert Aydın
http://www.ozlemsert.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız